![]() |
Ahmetce
Ana Sayfa - Profilim - Arşiv - ArkadaşlarımEVLİLİKTarih: Mayıs 6, 2006 13:08 - yok Yorum - Yorum yaz - BağlantıNişandan önce karşındaki insan dordurma gibidir. Eline alıp şekillendiremez, beğenmediğin tarafları düzeltemezsin. Eline alıp şekillendirmeye çalışırsan erir, hem elini kirleterek sana rahatsızlık verir hem de kaybedersin. Dordurma kendi mecrasında durmalı, ona bakmalı sadece incelemeli ama hissettirmeden. Beğenmediğn şeyler varsa evlilik esnasında düzeltip düzeltemeyeceğine karar vermelisin, öyle nişanlanmalısın. Her dondurmanın kendine öz bir şekli şemali ve tadı vardır. Kendine uygun olanı bulmaya çalışmalısın.
Nişanlılıkta karşı taraf sabun gibidir. Elinde tutmalısın kaydırmadan hem de köpürmesini sağlayarak. Sabunu aşırı sıkarsan pürtler, aşırı gevşek tutarsan yere düşer ve uygunsuz vaziyette onu panikle almaya çalışırsın. Sabunu hem köpürtüp hem de şekil verebiliyorsan şekil ver ama zor iş. Sadece köpürtmeye çalış.
Evlilikte karşı taraf bir ağaç parçası gibidir. Tırnak çakısıyla şekil vermeye çalış acale etme sabırla devam et. Çok uzun zaman yay. Tabii ki onun da seni şekillendirmesine müsade etmelisin. Kesinlikle büyük bıçak, keser, balta kullanarak şekil vermeye çalışma. Ya istemediğin şekil ortaya çıkar ya da yarılır, parçalanır ve dağılır odun parçası. Yeni odun parçası bulmak zorunda kalırsın.
Evlilik sanattır, emek ister, sevgi ister, sabır ister. Evlilik politikadır. Politika da ispatlanamayan yalan söyleme sanatı olduğu kadar al gülüm ver gülümdür. Vereceksin ki alacaksın. Evlilik açık vermeme sanatıdır. Yeni evliler dayım şöyle, babam böyle diye söze başlarlar. Eş en yakın olamsına rağmen taraftır. Ezdirme kendini sen, yakınlarını sen ezersen o seni ufak ufak ezmeye başlar ve başına tüner. Tüneye insan rahatsız olur, devamlı kıpraşır, hem kıpraşırken başını acıtır. Ama o, onu düşünmeden ayağının uyuştuğundan bahseder ve seni de sorumlu tutar, senin başının acımasından bihaber. Karşılıklı birbirlerine şekil veren insanlardan uzun süre sonra, iki ayrı kişiden birbirine benzeyen şekil çıkar. Aynaya bakınca ve sana bakınca aynı şekil gören insan rahatsızlık vermez. İşte o zaman mutlusundur. GURBET İNSANITarih: Mayıs 6, 2006 12:21 - yok Yorum - Yorum yaz - BağlantıHalk arasında gurbet insanları iyidir diye bir söz vardır. Öyle mi? Yoksa aynı insanlar mı da bize öyle geliyor? Gurbete çıkan insanlar sevecendir çünkü sevgiye muhtaçtır, ihtiyacını karşılayabilmess için aynısını vermek zorundadır. El eli yıkar elde yüzü yıkar veya ne ekersen onu biçersin sözlerinden hareket edersek iyilik eden iyilik bulur, sevgi veren sevgiyi bulur, saygılı davranan saygıyı bulur, ilgilenen ilgiyi bulur. Gurbetteki insanlar balta girmemiş ormanın ağaçları gibidir. Senin için bakirdir, o ağaç sana yabancıdır ve sen onu sana verdiği şeylerle değerlendirirsin, bir başkasını olumlu veya olumsuz sözler ile değil, kendi duygu düşüncelerinle sana ve çevrene davranışlarıyla değerlendirirsin hiç önyargı olmadan. O ağaç hakkında yabancı düşünceler duymaya başladığın zaman o insan gurbet insanı olmaktan çıkar kendi yörenin insanı olmaya başlar.
Gurbet adı üzerinde: Her insan gurbete çıkamaz, çıkan insanda belli şeyleri yaşamış ve belli bir kültür birikimine sahip insandır, sığ düşünmez belki de daha az düşünür. İnsan ilişkilerini bilir, menfaatini bilir, insan ilişkilerinde alacağını vereceğini bilir ve iyi bir muhasebecidir, hesabını iyi yapmak zorundadır. Belki de başka bir sermaye bulma ihtimali yoktur.
Gurbetteki insan, sarımsağı evlendirmişler kırk gün kokusu çıkmamış misali gerçek kişiliğini saklayabilir, iyi tarafını vitrine koyar müşteri çekmek için, kötü tarafını da depoya koyar lazım olursa kullanırım diye. Dükkan sadece vitrinden ibaret değildir. Vitrin müşterinin içeriye girmesini sağlamak için yapılır, amaç müşterisinin içeri girmesidir, içeride ne bulacağı veya ne pahaya bulacağı belli değildir. Önemli olan o dükkandan çıktığı zaman ne bedel ödediğidir. Aldığı ile verdiği dengeli midir? Aldığı ihtiyacına göre midir yoksa gereksiz şeyler midir? Dükkandan aldığı şeyler şeklini değiştirmiş midir? Bunları dükkandan çıkmadan bilemez, dükkandan ne zaman çıkacağı belli değildir. Belki dükkanda rüya alemi yaşatılıyordur, bunu ancak dükkandan çıkınca ve başka dükkanlara girince anlar. Gurbet insanı tezgahtardır, tezgahtarın iyisi de olur kötüsü de olur. Uzun vadeli düşünen tezgahtar da olur, kısa vadeli düşünen de... |
![]() |